İş Kanunu – Ücret Koruması ve Ödeme Hükümleri (Madde 32–37)
4857 sayılı İş Kanunu'nun ücretin tanımı, ödeme usulü, gecikme faizi, ücretin korunması ve saklı tutulması ile ücret kesme cezasına ilişkin 32–37. maddeleri. 2026 güncel değerleriyle açıklamalı.
Ücretin Tanımı ve Ödeme Şekli
Genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret en geç ayda bir ödenir; iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle bu süre bir haftaya indirilebilir. Ücret Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan banka hesabına ödenir. Ücretin gününde ödenmemesi hâlinde işçi, faiz işleyeceğine ilişkin bildirim yapmak kaydıyla iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. 2026 itibarıyla brüt asgari ücret 33.030 TL/ay; net asgari ücret ise asgari geçim indirimi ile birlikte uygulanmaktadır.
Ücretin Saklı Tutulması – Kamu Alacakları Karşısında Güvence
İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak nafaka borçları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun işçiden olan alacakları bu sınırın dışındadır. Madde, ücret üzerindeki haciz sınırını koruyarak işçinin geçimini sürdürebilmesini amaçlamaktadır. Toplu iş sözleşmesi veya bireysel sözleşmeyle bu güvence daraltılamaz.
Ücret Ödeme Günü Geçince Faiz
Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınarak faiz işletilir. İşçinin ücretinin ödenmemesi hâlinde işçi, bu ücretini almadığı sürece iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir; işverenin bu sürede başka işçi çalıştırması ya da işi yaptırması mümkün değildir. Ücret ödenmediği için iş görme borcundan kaçınan işçinin bu davranışı toplu bir nitelik alsa dahi grev sayılmaz. 2026 yılı için mevduata uygulanan en yüksek faiz Merkez Bankası açıklamalarıyla belirlenmektedir.
Ücretin Saklı Tutulması – Nafaka ve Alacaklı Koruması
İşçinin ücretinden mahkeme kararı olmaksızın herhangi bir kesinti yapılamaz. Nafaka yükümlülüğü olan işçilerin ücreti üzerine mahkeme kararıyla haciz uygulanabilir; ancak bu durumda da kanuni sınırlar aşılamaz. İşveren, üçüncü kişilerin talebi üzerine işçinin ücretini doğrudan ilgili tarafa ödeyemez; bu ödeme ancak mahkeme kararı veya işçinin rızası ile mümkündür.
Ücret Hesap Pusulası (Bordro) Verilmesi Yükümlülüğü
İşveren, işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir belge (ücret hesap pusulası) vermekle yükümlüdür. Bu belgede ücretin ödeme günü ile ödenen miktarın yanı sıra yapılan kesintiler de ayrı ayrı gösterilir. Bordronun düzenlenmemesi veya işçiye verilmemesi hâlinde ücretin ödendiği ispat edilemez. Yargıtay, bordroya itiraz hakkının ancak ihtirazi kayıt koyularak ya da sonraki davada ileri sürülerek kullanılabileceğine hükmetmiştir.