İhbar tazminatında çalışma süresinin hesabında alt işveren dönemlerinin birleştirilmesi — muvazaalı zincirleme sözleşmelerde toplam kıdem esas alınır
Karar Özeti
Davacı işçi, asıl işverenin üretim tesisinde on dört yıl boyunca farklı alt işverenler bünyesinde kesintisiz çalışmış; en son alt işverenin ihbar süresi hesabında yalnızca kendi dönemine ait (üç yıllık) çalışma süresini esas aldığını ve buna göre kısa ihbar tazminatı ödediğini ileri sürmüştür. Asıl işveren, alt işveren değişikliklerinin gerçek hizmet devirleri olduğunu ve her sözleşmenin bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, son alt işveren dönemini esas alarak talebi kısmen kabul etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler belirlenmiştir: 4857 m.2/7 kapsamında alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespiti hâlinde işçi, asıl işverenin işçisi sayılır ve tüm çalışma dönemi birleştirilerek ihbar ve kıdem tazminatı hesaplanır. Somut davada asıl işverin üretim bandındaki işin her dönemde aynı kaldığı, alt işveren değişikliklerinin gerçek bir organizasyon değişikliği taşımadığı ve davacının görevinin hiçbir zaman ara vermeksizin sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle toplam on dört yıllık çalışma süresi hem ihbar hem kıdem tazminatı hesabında esas alınmalı; son alt işveren ile asıl işveren bu tazminatlardan müteselsilen sorumlu tutulmalıdır. İhbar süresinin yanlış hesaplanması, ihbar tazminatının eksik ödenmesi sonucunu doğurmuş ve fark ihbar tazminatı alacağı kesinleşmiştir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma