Hamile işçinin iş sözleşmesinin feshi — cinsiyet ve gebelik temelli ayrımcılık tazminatı ile kötü niyet tazminatının birlikte talep edilebilirliği
Karar Özeti
Davacı işçi, bir finans şirketinde müşteri danışmanı olarak dört yıl çalışmış; hamileliğinin altıncı ayında işveren tarafından 'şirketin yeniden yapılanması' gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacı, feshin gerçekte hamileliğinden kaynaklandığını; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında cinsiyet ve gebelik temelli ayrımcılık tazminatı ile kötü niyet tazminatı talep etmiştir. İşveren, organizasyonel değişikliklerin nesnel koşullar gereği yapıldığını ve fesihte gebeliğin herhangi bir rol oynamadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, yeniden yapılanma gerekçesini yeterli bulmuş ve her iki tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler belirlenmiştir: hamilelik döneminde gerçekleştirilen fesihler, 4857 m.5 kapsamında cinsiyet/gebelik temelli ayrımcılık karinesini doğurur ve ispat yükü işverene geçer. İşverenin yeniden yapılanma iddiasını, hamile olmayan benzer konumdaki çalışanlarla karşılaştırmalı olarak ve nesnel, ölçülebilir kriterlerle kanıtlaması gerekmektedir. Ayrıca işçinin 4857 m.74 kapsamındaki doğum izni hakkını kullanmasının önlenmesi ek bir ihlal oluşturur. 4857 m.5 kapsamındaki ayrımcılık tazminatı (dört aya kadar ücret) ile kötü niyet tazminatı, birbirinden bağımsız hukuki dayanakları olduğundan aynı anda talep edilebilir; bu iki tazminat arasında mükerrerlik bulunmaz. Yerel mahkemenin ispat yükünü hatalı dağıtması ve ayrımcılık karinesini görmezden gelmesi bozma nedeni oluşturmaktadır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma