Fesih bildiriminin yazılı şekil şartını karşılamaması — sözel feshin hukuken geçersizliği ve işe iade hakkı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir inşaat şirketinde proje koordinatörü olarak dört yıl çalışmış; bir gün işyerine geldiğinde yöneticisinin sözlü olarak 'artık burada işin yok, bugünden itibaren ayrılıyorsun' dediğini, hiçbir yazılı belge düzenlenmediğini ve fesih gerekçesinin de kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek işe iade ve feshe bağlı tazminatlar için dava açmıştır. İşveren, davacının aslında kendiliğinden istifa ettiğini, sözlü bildirim üzerine davacının eşyalarını toplayıp ayrıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi tanıkların anlatımının çelişkili olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 109. maddesi, iş sözleşmesinin feshinin yazılı biçimde yapılmasını emredici bir şekil şartı olarak öngörmektedir. Yazılı şekle uyulmaksızın gerçekleştirilen sözel fesih bildirimi hukuken geçersizdir; bu hâlde fesih işleminin tüm sonuçları doğmaz. İspat yükü açısından, iş akdinin feshedilip edilmediği ve kim tarafından feshedildiği tartışmalı olduğunda, işverenin yazılı fesih bildirimini sunamaması kendi aleyhine delil teşkil eder. Tanık çelişkisinin çözülememesi tek başına işçi aleyhine sonuç doğuramaz; bu hâlde yazılı belge sunma yükümlülüğünü yerine getiremeyen işverenin feshi geçersiz sayılır. Mahkemenin yeniden yapacağı yargılamada davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı da tespit edilerek sonucuna göre işe iade ve boşta geçen süre ücreti talepleri değerlendirilmelidir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma