Yıllık izin alacağında zamanaşımı başlangıcı — sözleşmenin sona erme tarihinin esas alınması ve biriken dönem alacaklarının tek kalem sayılması
Karar Özeti
Davacı işçi, bir özel okul bünyesinde öğretmen olarak on üç yıl çalışmış; iş sözleşmesinin emekliliği nedeniyle sona ermesinden altı ay sonra kullanılmayan yıllık izin alacağı talepli dava açmıştır. İşveren, bir kısım izin alacağının zamanaşımına uğradığını, bazı yıllar için talep hakkının doğumundan itibaren beş yılın geçtiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, zamanaşımını her yıl için ayrı ayrı hesaplamış; bazı dönemlere ait talebi zamanaşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Kararda yıllık izin alacağının niteliğine ilişkin şu kritik ilke yeniden vurgulanmıştır: yıllık ücretli izin hakkı iş sözleşmesinin devamı süresince kullanım hakkı olarak kalmakta; bu hak yalnızca iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesiyle birlikte 4857 m.59 uyarınca nakdi alacağa dönüşmektedir. Kullandırılmayan her izin yılına ait alacak bu dönüşümle birlikte muaccel hâle gelir. Zamanaşımı süresi beş yıl olup yalnızca iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar; her çalışma yılının sonunda ayrı ayrı işlemeye başlamaz. Dolayısıyla on üç yıllık hizmet süresinde birikmiş tüm kullanılmamış izin günleri tek bir alacak olarak değerlendirilir ve sözleşmenin sona erdiği günden itibaren beş yıl boyunca talep edilebilir. Somut olayda sözleşme sona ermesinden itibaren yalnızca altı ay geçmiş olup dava süre içindedir; tüm dönemlere ait izin alacağı incelenmeliydi. Mahkemenin bazı dönemleri zamanaşımı gerekçesiyle reddetmesi hukuka aykırıdır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma