İşyerinde sistematik psikolojik tacize (mobbing) maruz kalan işçinin haklı fesih hakkı ve manevi tazminat talebi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir sigorta şirketinde müşteri hizmetleri uzmanı olarak sekiz yıl boyunca çalışmış; son iki yılda sürekli değişen ve anlamsız görev tanımlarıyla baskıya maruz kaldığını, toplantılara çağrılmadığını, iş arkadaşları önünde aşağılayıcı yorumlara muhatap kaldığını, psikolojik bozukluk tanısıyla rapor almak zorunda kaldığını ileri sürerek iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-b maddesi uyarınca haklı nedenle feshetmiş ve kıdem tazminatı ile manevi tazminat talep etmiştir. İşveren, sistemik bir baskı uygulandığını reddederek kıdem tazminatı talebine itiraz etmiştir. Yerel mahkeme kıdem tazminatını kabul etmiş ancak manevi tazminatı reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Mobbing davalarında tek bir olayın yeterli olmadığı, davranışların sistematik, sürekli ve kasıtlı bir örüntü oluşturması gerektiği hatırlatılmıştır. Ancak tanık ifadeleri, sağlık raporları ve işyeri yazışmaları bu örüntünün varlığına karine oluşturuyorsa manevi tazminata hükmedilmesi zorunludur. Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi işverene kişilik haklarını koruma yükümlülüğü getirmekte; bu yükümlülüğün ihlali manevi tazminat sorumluluğunu doğurmaktadır. İşçinin ruh sağlığının bozulduğuna dair sağlık raporu, tek başına manevi tazminat için yeterli altyapıyı oluşturmaktadır. Davacının mobbing nedeniyle istifasının haklı fesih sayılması gerektiğinden kıdem tazminatı hakkı da saklıdır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma