İşyerinde sistematik psikolojik tacizin belgelenmesi, ispat ölçütleri ve manevi tazminatın hesaplanması
Karar Özeti
Davacı işçi, bir teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak dört yıl çalışmış; bu süre zarfında yöneticisinin sürekli aşağılayıcı söylemler kullandığını, görev tanımı dışı işler yaptırıldığını, toplantılarda defalarca alenen eleştirildiğini ve bu baskılar sonucunda psikolojik rahatsızlık yaşadığını ileri sürerek iş sözleşmesini 4857 m.24/II kapsamında haklı nedenle feshetmiş; kıdem tazminatı ile birlikte manevi tazminat talep etmiştir. İşveren, öne sürülen olayların olağan iş yönetimi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının performans sorunları bulunduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme, kıdem tazminatını hüküm altına almış; ancak mobbingin ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı manevi tazminat yönünden bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler netleştirilmiştir: psikolojik taciz (mobbing) iddiasının ispatında tam ispat ölçütü değil yaklaşık ispat ölçütü aranır; davacının sunduğu tanık beyanları, mesai arkadaşlarından alınan ifadeler, psikolog raporu ve e-posta yazışmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde mobbingin varlığını kuvvetle desteklemektedir. Yöneticinin süreklilik arz eden aşağılayıcı tutumunun olağan iş yönetimi sınırını aştığı, davacının psikolojik bütünlüğünün ciddi biçimde zedelendiği ve bunun nedensellik bağıyla işyerindeki muameleye dayandığı tespit edilmiştir. Mahkemenin manevi tazminat miktarını belirlerken fiilin ağırlığını, davacının maruz kaldığı süreyi ve kişilik haklarına verilen zararı gözetmesi gerektiği vurgulanmıştır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma