Yıllık izin alacağının ispatında işveren kaynaklı belgelerin tek başına yeterli olmadığı ve yazılı izin defterinin tutulması zorunluluğu
Karar Özeti
Davacı işçi, bir bankacılık sektörü kuruluşunda müşteri temsilcisi olarak dokuz yıl boyunca çalışmıştır. Fesih sonrasında açtığı davada toplam seksen dört günlük kullandırılmamış yıllık izin alacağını talep etmiştir. İşveren, davacının izinlerini düzenli olarak kullandığını ileri sürmüş; delil olarak insan kaynakları yazılımında tuttuğu elektronik izin kayıtlarını sunmuştur. Bilirkişi yalnızca işveren sistemindeki elektronik kayıtları esas alarak talep edilen izin alacağını sıfırlamıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesi ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 22. maddesi uyarınca işveren, işçilerin yıllık izinlerini yazılı olarak kayıt altına almak ve işçiye verilen izin belgelerini imzalatmak zorundadır. Tek taraflı olarak işverence tutulan elektronik kayıtlar, işçinin izin kullandığına dair yazılı beyan ve imzasını içermedikçe tek başına ispat değeri taşımaz. Davacının izin kullandığını yalanlayan tutarlı tanık ifadeleri ve fesih dönemine kadar birikmiş izin alacağının bordrolara yansıtılmadığının tespiti karşısında yargı, işverenin ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna ulaşmıştır. Karar, işverenlere elektronik sistemlerin yanı sıra imzalı fiziksel izin belgesi düzenleme yükümlülüğünü hatırlatmakta; bu yükümlülüğün ihmalinin işçi lehine sonuç doğuracağını teyit etmektedir. 2026 yılı itibarıyla kullandırılmayan yıllık izin ücreti, fesih tarihindeki giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanmakta olup asgari ücret tabanı 33.030 TL'dir.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma