İşyerinde cinsel taciz içerikli sözel eylemler nedeniyle mobbinge dayalı haklı fesih ve manevi tazminat
Karar Özeti
Davacı işçi, bir özel eğitim kurumunda idari personel olarak dört yıl çalışmış; kurumun müdürü konumundaki amiri tarafından defalarca cinsel içerikli sözel tacize maruz kaldığını ileri sürerek iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-b maddesi kapsamında haklı nedenle feshetmiş ve manevi tazminat talep etmiştir. İşveren, iddiaların soyut ve kanıtlanamaz nitelikte olduğunu öne sürmüştür. Davacı, söz konusu eylemlerin bir bölümünü işyerindeki güvenlik kamera kayıtlarına, iki tanık beyanına ve psikolojik destek aldığını gösteren sağlık raporuna dayandırmıştır. Yerel mahkeme tanıkları güvenilir bulmayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Karara göre cinsel tacize ilişkin iddialarda işçinin kesin yazılı delil sunma yükümlülüğü bulunmamakta; görsel kayıtlar, sağlık raporları ve birden fazla tanık beyanının bir arada bulunması ispat için yeterli sayılmaktadır. Güvenlik kamera kayıtlarının incelenmeksizin karar verilmesi ciddi bir usul hatası oluşturur. Haklı fesih koşullarının gerçekleşmesi hâlinde kıdem tazminatı ile birlikte manevi tazminata da hükmedilmesi gerekir; manevi tazminat miktarı tacizcinin sıfatı, eylemin süresi ve yoğunluğu gözetilerek belirlenir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma