Hamilelik döneminde iş sözleşmesinin feshi — cinsiyet ayrımcılığı ve ayrımcılık tazminatı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir özel sağlık şirketinde hemşire olarak dört yıl görev yapmış; hamileliğinin işverene bildirilmesinden yaklaşık iki ay sonra iş sözleşmesi 'işletmesel gereklilik' gerekçesiyle feshedilmiştir. Davacı, feshin gerçek nedeninin hamileliği olduğunu ileri sürerek hem feshin geçersizliğinin tespitini hem de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında dört aylık ücret tutarında ayrımcılık tazminatını talep etmiştir. İşveren, kadro fazlalığı nedeniyle yeniden yapılanmaya gittiğini ve seçimin nesnel kriterlere göre yapıldığını savunmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi yerel mahkemenin ayrımcılık tazminatını reddeden kararını bozmuştur. Hamilelik bildiriminin ardından kısa süre içinde gerçekleşen fesih, cinsiyet ayrımcılığının varlığına güçlü karine oluşturur; bu karinenin çürütülmesi için işverenin nesnel ve belgelenmiş kriterlere dayanması gerekmektedir. İşletmesel gereklilik iddiasının ciddiye alınabilmesi için işverenin hangi kriterlere göre davacıyı diğer çalışanlara tercih ettiğini somut belgelerle ortaya koyması şarttır; yalnızca genel bir yeniden yapılanma beyanı yeterli değildir. Feshin asıl amacı hamilelik olduğundan hem geçersiz fesih hükümleri hem de ayrımcılık tazminatı birlikte uygulanabilir. 4857 m.5 uyarınca ayrımcılık tazminatının dört aylık ücretten az olamayacağı hatırlatılmış; bu tazminatın kıdem ve ihbar tazminatına ek olarak hükmedilebileceği vurgulanmıştır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma