İşe iade davasında fesih bildiriminin yazılı yapılma zorunluluğu — sözlü feshin hukuki sonuçları ve işçinin dava açma süresine etkisi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir perakende zincirinde mağaza yöneticisi olarak dört yıl çalışmış; işverenin telefon aramasıyla sözlü olarak işine son verildiğini, ardından sisteme erişiminin kapatıldığını ve mağazaya alınmadığını ileri sürerek işe iade davası açmıştır. İşveren ise herhangi bir fesih bildiriminin bulunmadığını, davacının işe gelmemeye başladığını ve devamsızlık hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, yazılı fesih belgesi bulunmadığından davanın esasına girmeksizin reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu m.19 uyarınca işveren, iş sözleşmesini ancak yazılı olarak ve fesih nedenini açıkça belirterek feshedebilir; bu yazılılık koşulu, ispatın güvence altına alınması ve işçinin hukuki yollara başvurması için öngörülmüş bir geçerlilik şartidir. Feshin fiilen gerçekleşmiş olduğu tartışmasız olmakla birlikte yazılı bildirim yapılmamış olması, feshin geçersizliğini doğrudan sonuç olarak doğurur; bu durum aynı zamanda otuz günlük dava açma süresinin başlangıcını da etkiler. Sözlü feshin ardından işçinin sisteme erişiminin kesilmesi, şirket kartlarının iptal edilmesi ve mağazaya fiziken alınmaması gibi olgular fesih iradesinin tescili niteliğinde olup bu tarih esas alınarak dava açma süresi hesaplanır. Yeniden yargılamada mahkeme, feshin geçersizliğini saptayarak işe iade ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretine ve işe başlatmama tazminatına hükmetmekle yükümlüdür. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma