İşyerinde sistematik mobbing uygulaması — manevi tazminat hesabı ve delil yükünün işverene geçmesi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir kamu iktisadi teşebbüsünde mühendis olarak çalışmakta iken üst yöneticisi tarafından sistematik biçimde dışlandığını, görev tanımı dışına çıkan aşağılayıcı işler verildiğini, toplantılara dahil edilmediğini, performans değerlendirme notlarının nedensiz biçimde düşürüldüğünü ve mesai arkadaşlarının kendisinden uzak tutulmasına yönelik telkinlerde bulunulduğunu ileri sürmüştür. Bu uygulamaların yaklaşık on sekiz ay boyunca sürdüğünü, psikolojik sağlığının ciddi biçimde bozulduğunu ve sonunda iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını belirterek hem kıdem tazminatı hem de manevi tazminat talep etmiştir. Yerel mahkeme, mobbing iddiasını ispatlanmamış sayarak reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler açıklanmıştır: mobbing davalarında ispat yükü, olayların uzun süreli ve sistematik baskı örüntüsü oluşturduğunu gösteren yaklaşık ispatla işçiden işverene geçer. İşçinin davranış örüntüsünü tutarlı tanık beyanları, e-posta yazışmaları ve performans değerlendirme formlarıyla ortaya koyması hâlinde işveren, söz konusu uygulamaların meşru yönetim kararına dayandığını ya da gerçekleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür. Manevi tazminatta hakkaniyete uygun bir tutar belirlenirken maruz kalınan baskının süresi, yoğunluğu, işçinin sağlık durumuna etkisi ve işverenin kastı gözetilmelidir; sembolik düzeyde kalan tutarlar caydırıcılık işlevini yerine getirmez ve bozma sebebi oluşturur. Kıdem tazminatı hesabında 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75 esas alınır.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma