Sendikal faaliyete katılım nedeniyle yapılan fesihte sendikal tazminat ve ispat yükünün işverene geçmesi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir metal fabrikasında kalıpçı olarak yedi yıldır çalışmaktayken sendikaya üye olmasından kısa bir süre sonra, işverenin verimsizlik ve işletme gerekliliğini gerekçe göstererek iş sözleşmesini feshettiğini, bu feshin gerçekte sendikal nedenle yapıldığını ileri sürerek sendikal tazminat talebinde bulunmuştur. İşveren, seçime dayalı işçi çıkarmanın ekonomik zorluklara dayandığını ve sendika üyeliğinin hiçbir etkisinin olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, feshin ekonomik gerekçeye dayandığına kanaat getirerek sendikal tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca sendikal ayrımcılık iddiasında işçinin sendika üyeliği ile fesih arasındaki zaman yakınlığını ortaya koyması yeterli olup ispat yükü bu noktadan itibaren işverene geçer. İşveren, hangi kriterlere göre çıkarılacak işçilerin seçildiğini şeffaf ve nesnel biçimde ortaya koymak zorundadır. Somut olayda sendikaya üyelikten üç hafta sonra gerçekleşen feshin sendikal nedenle yapıldığına güçlü bir karine oluşturduğu, işverenin bu karinenin aksini kanıtlayacak nesnel seçim kriterlerini sunamadığı tespit edilmiştir. İşçi lehine işe iade veya bir yıllık ücret tutarını aşmayacak şekilde sendikal tazminata hükmedilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2026 yılında asgari ücret tabanı 33.030 TL brüt olup tazminat bu esas üzerinden hesaplanmalıdır.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma