İşyerinde psikolojik taciz (mobbing) — sistematik baskı uygulamalarının tespiti, ispat yükü ve manevi tazminat miktarının belirlenmesi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir bankacılık kurumunda müşteri ilişkileri yöneticisi olarak sekiz yıl görev yapmış; son iki yılda amiri tarafından sistematik biçimde küçük düşürülme, anlamsız görev değişiklikleri, yalnızlaştırma ve hedef baskısına maruz kaldığını ileri sürerek iş sözleşmesini 4857 m.24/II-b kapsamında haklı nedenle feshetmiş ve mobbinge dayalı manevi tazminat talep etmiştir. İşveren, söz konusu uygulamaların normal yönetim süreçleri olduğunu ve davacının performans düşüklüğüne bağlı olduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme delillerin yetersizliğini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler ortaya konmuştur: mobbingin tanımı, Türk iş hukuku öğretisi ve Yargıtay içtihadında süreklilik gösteren, kasıtlı ve sistematik psikolojik baskı davranışları olarak kabul edilmektedir; tek seferlik olumsuz davranışlar mobbing oluşturmaz. İspat yükü açısından işçi, maruz kaldığı davranışların sistematikliğini ve süreğenliğini ortaya koymalı; akabinde işverenin bu davranışların haklı gerekçeye dayandığını kanıtlaması gerekir. Davacı tarafından sunulan e-posta yazışmaları, hasta raporları, psikolojik destek kayıtları ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirilmeli; her belgenin ayrı ayrı yetersizliği gerekçesiyle talebin reddine karar verilemez. Manevi tazminat miktarı belirlenirken tacizin süresi, yoğunluğu, işçinin maruz kaldığı psikolojik zarar ve işverenin kusur ağırlığı gözetilmelidir. Yargıtay, tazminat miktarının Türk Medeni Kanunu m.4'te yer alan hakkaniyet ilkesi çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini ve sembolik tazminata hükmedilemeyeceğini vurgulamaktadır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma