İşyerinde sistematik aşağılama ve dışlama yoluyla uygulanan psikolojik tacizde manevi tazminat miktarının belirlenmesi
Karar Özeti
Davacı işçi, bir kamu iktisadi teşebbüsünde muhasebe uzmanı olarak sekiz yıl görev yapmış; yeni atanan müdürü tarafından toplantılarda sürekli eleştirildiğini, iş arkadaşlarının önünde küçük düşürücü ifadeler kullanıldığını, görevinin fiilen anlamsızlaştırıldığını ve nihayet izole bir odaya taşınarak günlük iş akışından tamamen koparıldığını ileri sürmüştür. İşçi, bu süreçte psikoloji kliniğinde tedavi gördüğünü sağlık belgeleriyle kanıtlamıştır. İlk derece mahkemesi tek bir tanık ifadesini yetersiz bularak davayı reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur: Mobbing davalarında ispat standardının hafifletilmiş olduğu ve belge, tanık, yazışma ile uzman raporu dahil tüm delillerin bütünsel biçimde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda, farklı bölümlerden birden fazla tanığın benzer davranış örüntüsünü tutarlı biçimde doğrulaması, işçinin aldığı psikolojik destek belgesi ve görev değişikliklerinin yazılı gerekçesiz gerçekleştirilmesi birlikte ele alındığında mobbingin ispatlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Manevi tazminatın caydırıcı ve zararla orantılı belirlenmesi gerektiği; sembolik miktarların amaca hizmet etmediği açıkça belirtilmiştir. Karar, 2026 yılı mobbing içtihadında ispat esnekliği ve tazminat orantılılığı bakımından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma