Ücret alacaklarında beş yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi ve işverenin zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanımı oluşturup oluşturmadığı
Karar Özeti
Davacı işçi, dokuz yıl boyunca aynı işyerinde muhasebeci olarak çalışmış; iş sözleşmesinin feshinden sonra son üç yılın ücret alacaklarını ve ödenmemiş fazla mesai ücretlerini talep etmiştir. Davalı işveren, ücret alacaklarının bir kısmının beş yıllık zamanaşımı süresinin dışında kaldığını öne sürerek zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Yerel mahkeme, işverenin zamanaşımı def'ini kabul ederek beş yılı aşan dönemlere ait ücret alacaklarını reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı onamış; ancak zamanaşımının başlangıç tarihi konusunda önemli tespitlerde bulunmuştur: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda zamanaşımı süresi beş yıldır. Zamanaşımı, ücret alacağının muaccel olduğu, yani ödenmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlar; fesih tarihinden değil. İşverenin çalışma dönemi boyunca işçinin alacaklarını kasıtlı olarak bordroda gizlemesi veya bordroyu imzalattırması zamanaşımını durdurmaz; ancak bu hal iyi niyetin yokluğuna karine oluşturabilir. Ayrıca işçinin çalışma süresince zamanaşımı itirazını ileri sürememesi durumunda bu durumun iş ilişkisindeki ekonomik bağımlılıktan kaynaklandığının tespiti halinde zamanaşımının hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği değerlendirilebilir. Bu değerlendirme somut olgulara dayalı yapılmalı; salt ekonomik bağımlılık zamanaşımı def'ini ortadan kaldırmak için yeterli değildir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işveren lehine sonuçlanmıştır.
Onama