İstifa görünümlü fesihte kıdem tazminatı hakkının korunması ve iradenin sakatlanması iddiasının değerlendirilmesi
Karar Özeti
Davacı işçi, sekiz yıldır çalıştığı bir perakende zincirine ait mağazada bölge müdürünün baskısıyla imzaladığını öne sürdüğü istifa dilekçesi nedeniyle kıdem tazminatı ödenmeksizin işten ayrıldırıldığını; oysa söz konusu belgeyi özgür iradesiyle imzalamadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı talep etmiştir. Davacı, bölge müdürünün kendisine 'ya istifa edersin ya da seninle ilgili disiplin sürecini başlatırım' biçiminde baskı uyguladığını tanıklar aracılığıyla ispat etmiştir. İşveren, ortada imzalı bir istifa dilekçesi bulunduğunu ve bunun geçerli bir istifayı temsil ettiğini savunmuştur. Yerel mahkeme talebi reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur: Türk Medeni Kanunu'nun 23. maddesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 30. maddesi çerçevesinde iradeyi sakatlayan tehdit (ikrah) nedeniyle yapılan hukuki işlem iptal edilebilir niteliktedir. İşçinin 'işten çıkarma ya da disiplin işlemi' tehdidi altında istifa dilekçesi imzalamaya zorlandığının ikna edici tanıklıkla ortaya konulduğu hâllerde bu istifa, haklı nedenle fesih hükmüne tabi tutulamamaz. Mahkeme, iradenin serbest olup olmadığını titizlikle araştırmalı; baskıyı doğrulayan tutarlı tanık beyanları ile dilekçenin verildiği koşulları (anlık baskı, üstün konumun kötüye kullanılması) bir bütün hâlinde değerlendirmelidir. İstifanın geçersizliğinin saptanması hâlinde iş sözleşmesi işverence feshedilmiş kabul edilir ve kıdem ile ihbar tazminatları doğar. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma