İşçinin baskı altında istifa etmesi — iradenin fesada uğratılması ve kıdem-ihbar tazminatı hakkı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir perakende zincirinde mağaza müdürü olarak on bir yıl görev yapmış; performans hedeflerinin yükseltilmesi, iş tanımının daraltılması ve ardı ardına yöneticisiyle gerçekleştirilen olumsuz mülakatların ardından istifa dilekçesi imzalamıştır. Davacı, istifasının gerçek iradesini yansıtmadığını, işverenin baskı ve yıldırma politikası sonucunda zorla imzalattırıldığını öne sürerek ihbar ve kıdem tazminatı talep etmiştir. İşveren, davacının özgür iradesiyle istifa ettiğini ve tazminata hak kazanamayacağını savunmuştur. Yerel mahkeme istifanın geçerli olduğuna hükmederek davayı reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde belirtilmiştir ki Türk Medeni Kanunu m.2 ve Borçlar Kanunu m.36-37 kapsamında hile veya tehdit yoluyla alınan irade açıklamaları geçersiz sayılır; iş hukukunda da bu ilke geçerlidir. Davacının istifadan önce maruz kaldığı sistematik baskı unsurları (görev daralması, hedef artışı, ardı ardına çağrılma) bir bütün olarak değerlendirildiğinde, istifanın özgür iradeye dayanmadığı sonucuna ulaşılabilir. Yargıtay içtihadına göre bu tür durumlarda ispat yükü işverene geçer; işveren, istifanın baskısız ve özgür iradeyle verildiğini kanıtlamak zorundadır. Tanıkların beyanları ve yazışma kayıtları istifanın baskı altında imzalatıldığını destekler nitelikte olduğundan, delillerin yeniden değerlendirilmesi için karar bozulmuştur. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma