Kullandırılmayan yıllık izin alacağında ispat yükü — işverenin belgeleme yükümlülüğü ve zamanaşımı başlangıcı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir tekstil fabrikasında dokumacı olarak dokuz yıl çalışmış; iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesinin ardından kullandırılmayan yıllık izin alacağı talebinde bulunmuştur. İşveren, davacının izinlerinin tamamını kullandığını savunmuş; ancak bunu kanıtlayan imzalı izin defteri, izin formu veya yazılı belge ibraz edememiştir. Yerel mahkeme, tanık beyanlarına dayanarak izinlerin kısmen kullandırıldığını kabul etmiş ve alacağı hatalı biçimde düşürmüştür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde şu ilkeler ortaya konmuştur: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. ve İş Kanunu'na İlişkin Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca işveren, yıllık izinleri imzalı belgeyle kayıt altına almak zorundadır; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ispat yükünü işverene yükler. Tanık beyanı, yazılı belgenin yerini tutamaz. Dahası, izin alacağının zamanaşımı sözleşmenin fesih tarihinde işlemeye başlar; fesihten önce işlemeyen zamanaşımı süresinin hesaba katılması hukuka aykırıdır. Yerel mahkemenin hem ispat yükü hem de zamanaşımı başlangıcı konularında hatalı değerlendirme yaptığı tespit edilmiş; davacı lehine tam alacağın belirlenmesi amacıyla bozma kararı verilmiştir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma