İşyerinde sistematik psikolojik taciz nedeniyle haklı fesih ve manevi tazminat — ispat standartları
Karar Özeti
Davacı işçi, bir sigorta şirketinde uzman olarak altı yıl çalışmış; yeni bir müdür atandıktan sonra haksız performans değerlendirmeleri, görev değişiklikleri ve toplantılarda alenen aşağılanma gibi sistematik psikolojik baskıya maruz kaldığını ileri sürerek iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-b maddesi uyarınca haklı nedenle feshetmiş ve kıdem tazminatının yanı sıra manevi tazminat da talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, mevcut kanıtların psikolojik tacizi ispat etmeye yetmediğine karar vererek manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuştur: Türk iş hukukunda mevcut özel bir düzenleme bulunmadığından mobbingin varlığı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi çerçevesinde genel hükümler esas alınarak değerlendirilmektedir. Mahkeme, e-posta yazışmaları, tanık ifadeleri, insan kaynakları şikâyet kayıtları ve işyeri hekimi tarafından düzenlenen psikolojik stres raporu gibi kanıt türlerini birlikte değerlendirmek yerine bunları tek tek ele almış; bu parçalı değerlendirme bütüncül bir ispat analizi yapılmasını engellemiştir. Yargıtay'a göre mobbingin doğası gereği belgelenmesi güç olduğundan mahkemeler kanıtları bir bütün olarak ele almalı ve davacı aleyhine aşırı katı ispat standartları uygulamamalıdır. Buna ek olarak daire, Yargıtay içtihadında manevi tazminatın kıdem tazminatından bağımsız olarak talep edilebileceğini de teyit etmiştir. 2026 yılı asgari ücret tabanı 33.030 TL brüt, kıdem tazminatı tavanı ise 53.919,68 TL'dir.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma