Hamilelik döneminde iş sözleşmesinin feshinde ayrımcılık karinesinin işvereni ispat yüküne sokması
Karar Özeti
Davacı işçi, hamileliğini işverenine bildirdikten kısa süre sonra iş sözleşmesinin 'işletme gerekleri' gerekçesiyle feshedildiğini, bu feshin gerçekte hamileliği nedeniyle yapıldığını ileri sürerek eşit davranma borcunun ihlali ve ayrımcılık tazminatı talep etmiştir. İşveren, davacının pozisyonunun yeniden yapılanma kapsamında kaldırıldığını ve yerine başka bir işçinin işe alınmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, işverenin iddiasını ispat ettiği sonucuna vararak davayı reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca hamilelik, doğum ve emzirme gibi koruyucu statülere sahip işçilerin feshi söz konusu olduğunda ayrımcılık karinesi işlemeye başlar ve ispat yükü işverene geçer. İşveren, feshin hamilelikle ilgisi olmadığını; yeniden yapılanmanın gerçek ve belgeli bir iş zorunluluğuna dayandığını, aynı pozisyonun gerçekten kaldırıldığını ve benzer nitelikteki diğer çalışanlar arasında ayrımcı bir seçim yapılmadığını somut olgularla ortaya koymak zorundadır. Fesihten sonraki altı ay içinde aynı veya benzer pozisyona başka bir işçi alınmış olması ise ayrımcılık karinesini yeniden kuvvetlendirir. Somut davada fesihten dört ay sonra benzer bir pozisyon için iş ilanı verildiğinin tespiti, yerel mahkemenin değerlendirmesini geçersiz kılmaktadır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma