İkale (bozma sözleşmesi) — makul yarar ve gerçek iradenin tespiti, baskı altında imzalanan ikale geçersizliği
Karar Özeti
Davacı işçi, bir telekomünikasyon şirketinde teknik destek uzmanı olarak sekiz yıl çalışmış; insan kaynakları yöneticisinin yönlendirmesiyle bir bozma sözleşmesi (ikale) imzalamış ve işyerini terk etmiştir. Davacı, sözleşme imzalanmadan önce kendisinin performans yetersizliği ve devamsızlık gerekçesiyle işten çıkarılacağının söylendiğini, baskı ve korku altında ikale belgesini imzaladığını öne sürmüştür. Ayrıca ikalede işçiye sağlanan ek menfaatin yalnızca on günlük brüt ücret karşılığı olduğunu ve bu tutarın işçi için 'makul yarar' oluşturmadığını ileri sürmüştür. Yerel mahkeme ikalenin geçerli olduğuna hükmetmiş; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde belirtilmiştir ki bozma sözleşmesinin (ikalenin) geçerliliği için her iki tarafın özgür iradesiyle karşılıklı mutabık kalması ve işçi için 'makul bir yarar' öngörülmesi zorunludur. Makul yarar; işçinin ikaleden vazgeçmesi karşılığında işverenden alması gereken, kıdem ve ihbar tazminatının ötesinde ek bir ekonomik menfaattir; salt kanuni tazminatların ödenmesi 'makul yarar' sayılmaz. Bunun yanı sıra irade fesadı iddiasının (baskı, aldatma, yanılma) ikale sözleşmelerinde genel hükümlere göre değerlendirileceği; işverenden gelen tehdit veya baskının varlığının tanık, yazışma ve davranışsal kanıtlarla ortaya konulabileceği de vurgulanmıştır. Yeniden yargılamada ikale iradesinin serbest oluşup oluşmadığının ve makul yarar koşulunun sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerekmektedir. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma