Alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitinde işin niteliği ve asıl işin kapsamına dahil olup olmadığının değerlendirilmesi
Karar Özeti
Davacılar, büyük ölçekli bir kamu iktisadi teşebbüsünde alt işveren (taşeron) firmalar bünyesinde çalışmış; ancak yürüttükleri işlerin asıl işverenin sürekli ve asli faaliyetleri kapsamında olduğunu, alt işveren uygulamasının muvazaalı biçimde oluşturulduğunu ileri sürerek asıl işverenin işçisi sayılmalarına karar verilmesini talep etmişlerdir. İşveren, bu işlerin yardımcı faaliyet niteliğinde olduğunu ve mal/hizmet temini sözleşmesine dayandığını savunmuştur. Alt işveren firmaların yöneticileri fiilen asıl işverenin talimatlarıyla hareket etmiş, işçilerin üniforma ve kimlik kartları asıl işveren logosunu taşımış; çalışma saatleri ve görev tanımları da asıl işveren tarafından belirlenmiştir. Yerel mahkeme, sözleşmenin yazılı biçimde düzenlenmiş olmasını yeterli bularak muvazaa iddiasını reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı; yazılı sözleşmenin varlığına değil, ilişkinin özüne ve fiilî işleyişine bakılarak belirlenir. İşin asıl işverenin temel faaliyet alanına dahil olması, işçilere asıl işveren tarafından doğrudan direktif verilmesi, teknik bağımsızlıktan yoksun biçimde çalışılması ve alt işveren değişimlerinde işçilerin değil yalnızca sözleşmelerin el değiştirmesi muvazaa göstergeleridir. Muvazaa tespiti hâlinde işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir; kıdem ve ihbar tazminatı hesabında toplam çalışma süresi esas alınır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma