İşyerinde sistematik dışlanma ve görev değişikliği yoluyla uygulanan psikolojik tacizde ispat külfeti ve manevi tazminat hesabı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir finans kuruluşunda şube müdürü olarak sekiz yıl görev yapmış; son iki yıl içinde herhangi bir somut gerekçe gösterilmeksizin birden fazla kez farklı şubelere ve giderek küçülen görev tanımlarına nakledilmiştir. Aynı dönemde toplantılara davet edilmemiş, performans değerlendirme süreçlerinden dışlanmış ve astları kendisinin bilgisi olmaksızın doğrudan genel müdürlüğe raporlamaya yönlendirilmiştir. Davacı, bu uygulamaların sistematik psikolojik taciz (mobbing) oluşturduğunu ileri sürerek tazminat talep etmiştir. İşveren, nakillerin işletme gerekliliğine dayandığını ve herhangi bir taciz kastının bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, davacının taciz kastını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Türk iş hukukunda mobbing iddiasında ispat yükünün dağılımı katı değil esnek biçimde uygulanmalıdır: Davacının belirli bir süre boyunca sistematik ve haksız muameleye maruz kaldığını gösteren somut olgular sunması yeterli olup kastın doğrudan ispatlanması aranmaz. Somut olayda birden fazla anlamsız nakil, toplantılardan dışlanma ve ast-üst ilişkisinin çöküşü bir arada değerlendirildiğinde sistematik dışlanma örüntüsünün varlığı ortadadır; işveren, bu uygulamaların nesnel bir işletme gerekliliğine dayandığını açık belgelerle ispatlamak zorundadır. Manevi tazminat hesabında taciz süresinin uzunluğu, yöneticinin statüsü ve sağlık üzerindeki etkileri esas alınarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmeli; 2026 asgari ücreti 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma