Alt işveren muvazaasının tespitinde esas alınan kriterler ve asıl işverenin iş ilişkisini doğrudan kurmuş sayılmasının hukuki sonuçları
Karar Özeti
Davacı işçi, bir kamu kurumunda hizmet alımı sözleşmesiyle çalışan alt işveren bünyesinde güvenlik görevlisi olarak dokuz yıl istihdam edilmiştir. Asıl işverenin (kamu kurumunun) görevlendirme emirleri doğrudan davacıya ilettiği, vardiya planlamasını bizzat yürüttüğü ve alt işverenin herhangi bir teknik uzmanlığa dayanmaksızın yalnızca bordro fonksiyonu gördüğü tespit edilmiştir. Davacı muvazaa iddiasıyla dava açmış; alt işverenin taraf gösterildiği iş sözleşmesinin başından itibaren asıl işveren olan kurum ile kurulmuş sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkeme, sözleşme serbestisi ilkesine dayanarak muvazaa iddiasını reddetmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Muvazaa tespitinde belirleyici kriterler şunlardır: asıl işin bölünüp bölünemeyeceği, alt işverenin bağımsız organizasyonunun ve teknik uzmanlığının bulunup bulunmadığı, talimat ilişkisinin gerçekte kimin elinde olduğu ve işçilerin fiilen kimin direktifleriyle çalıştığı. Kamu kurumunun doğrudan yönetim ve denetim uygulaması, alt işverenin teknik uzmanlığa sahip olmaması ve muvazaanın varlığı birlikte değerlendirildiğinde iş ilişkisinin başından itibaren asıl işverenle kurulmuş sayılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu tespitin sonucunda davacı, asıl işverenin işçisi sıfatıyla tüm sosyal hak ve tazminatlardan yararlanma hakkı kazanmaktadır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL; kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL; SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma